Image Image Image Image Image Image Image Image Image Image

ANASAYFA | Kurumsal değil, durumsal habercilik!

Yukarı Çık

Top

Suriyeli marangoz baba kapıma dayandı: Hani Türkiye’de eğitim parasızdı?

Suriyeli marangoz baba kapıma dayandı: Hani Türkiye’de eğitim parasızdı?

 

Bu makale, 12.12.2014 tarihinde BursadaBugun.com’da yayımlanmıştır.

Gece saat 23.30…

Suriyeli üst komşumuz Suphi, elinde bir kağıt ve derdini zar zor anlattığı Türkçe’siyle kapıma dayanmış, ısrarla zile basıyor.

Açtım.

“Hani Türkiye’de eğitim parasızdı?”

Soru kısa ve net; keşke cevabı da öyle olsa…

“Geç içeriye Suhpi…”

***

Okul çağına gelen küçük oğlunun kayıt işlemleriyle ilgilenirken, ona burada eğitimin parasız olduğunusöylemişim.

Boşboğazlık etmişim.

Ailesiyle birlikte Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı alan Suphi’nin elindeki kağıtlardan biri, Okul Aile Birliği’ne yapılması gereken bağışı özetliyordu.

Anlattım:

“Suphi kardeş… Bizde her kayıt döneminde Milli Eğitim Bakanı velilere, ‘Bağış adı altında toplanan kayıt paralarını ödemeyin’ der,müdürlere ise alttan alttan ‘Toplayabildiğinizden toplayın’ mesajı verir. Okul idaresiyle velileri karşı karşıya getiren bakanlık, ‘Kendi çocuğunuza kendiniz bakın’ diyemediği için bunu velinin anlamasını bekler. İşte bu Okul Aile Birlikleri bağışları toplayarak okul giderlerini karşılamak için var.”

Ürkerek sordu:

“Kaç para istiyorlar”

Kağıda baktım:

“100 lira.”

Başını sallayan Suphi ‘den tek kelime:

“Yok.”

***

Birkaç saniye süren sessizliği, elindeki ikinci kağıdı uzatarak dağıttı…

Suhpi, ilkokula başlayan tüm öğrencilerin velilerinden istenen Öğrenci Tanıma Formu‘nu birlikte doldurmamızı istiyordu.

Soru/cevap formunda ilerledikçe, Suhpi’yi daha iyi tanımaya başladım.

“Ne iş yapıyorsun Suphi, bir mesleğin var mı?”

Başını kaldırarak gururlandı: “Marangozum.”

“Tahlisin nedir, yani en son hangi okuldan mezun oldun?”

Lise diyemedi ama derdini anlattı: “Üniversitenin altı.”

“Marangozluktan ayda kazandığın para nedir? Yan gelirin var mı?”

Sağ elini açarak, aldığı maaşın 5 nüfuslu ailesine yetmediğini belli edercesine cevapladı: “1200 Lira.”

Kiraya 600 lira ödediğini ve her gün Mudanya’dan Küçük Sanayi Sitesi’ne işe gittiğini biliyordum, o kısımları sormadan doldurdum.

***

Can alıcı sorular geldi:

“Öğrencinin kendisine ait odası var mı?”

Gülümseyerek bu kez o sordu:

“Var ama boş. Ne yazacağız şimdi?

‘Var’ yazdık.

“Öğrencinin ders çalışma yeri var mı?”

Mesleğiyle bir kez daha gururlanarak,

“Oğluma tahta sandığı parçalayarak ders çalışma masası yaptım. ‘Var’ yaz!”

***

Savaş halindeki ülkesinden 7 yaşında ailesiyle kaçan bir çocuğun katıldığı kulüpleri, aldığı ödül ve belgeleri, seçmek istediği mesleği, hangi kitapları okuduğu ve ders dışı faaliyetlerden resim, spor, müzikle ilgilenip ilgilenmediği de sorulmuş ama hiç umudum yoktu.

Sordum.

Suphi’nin cevabı, “Oğlum çok iyi çiziyor” oldu.

“Ressam olacak” dedi.

Cüzdanında taşıdığı oğluna ait çizimleri gösterecekti, cebinden çıkmadı.

Şaşırdığımdan çok sevindim…

***

Öğrenci Tanıma Formu bitti, Suhpi evine gitti ama benim aklım hala o 100 Lira’daydı.

Bu kez ertesi akşam Suphi’nin kapısını çalan bendim.

Okul Aile Birliği’nden bu parayı talep etmemelerini rica edeceğimi söyledim.

Meğer sabah olduğunda Suphi bu işi halletmiş, patronundan avans alıp, bankaya parayı yatırmış.

Özür dilerim Suphi, unuttum; Türkiye’de eğitim paralıymış.

Yorum Yaz